Ana Sayfam Yap
  Günün Haberleri
  Sitene Ekle
 
Antalya
İstanbul
Ankara
    Son Dakika    Gazete Manşetleri    İletişim    Reklam
 
 
  Üye Girişi Üye Ol
 
GÜNCEL SİYASET KULİS EĞİTİM SAĞLIK TURİZM EKONOMİ KÜLTÜR-SANAT SPOR MAGAZİN RÖPORTAJ
Ana Sayfaya Dön  

Dostluk İpini Kopartmasaydın....

Mürüvvet ÖZKAN 11 Ocak 2012 Çarşamba , 10:14 tarihinde yazdı.

Doğum, Yaşam, Ölüm...Yaşamı özetleyen bu üç kelime...Doğumun sevinci, Yaşamın sürprizi.... ve..., ölümün acısı....

 

Yaşamı bir suya benzetiyorum çoğu zaman; hani, bir dereye düşen yapraklar, tozlar, kuş tüyleri ve hatta güzellikler bu derede uyum sağlayıp akıp gidiyorsa, insan hayatı da böyle, akıp gidiyor. Bu akış içerisinde, bize yol arkadaşlığı yapan dostlarımız emellerimize ulaşırken,destek olup,omuz veriyorlar.Yaslanacak bir omuza ihtiyaç duyduğumuzda bizimledirler.

 

Gerçek dost bizim ne ile ilgilendiğimizle ilgilidir.Bizim gerçek renklerimizi keşfedebilmek için siyah-beyazdan ötesini görürler. Ve bizi olduğumuz gibi kabul ederler. Hatta sabah ilk uyandığımız zamanki halimizle...

 

Eğer birisi sizden uzaklaşırsa, O'nu yeniden sevmekten korkma....Belki O, sadece hayatınızdaki bir dosttur.Dene, Güven ve Toleranslı ol...

 

İyi dostları bulmak zordur, onlardan ayrılmak daha da zordur, unutması ise imkansızdır....Dostlarınızla dostluk ipini kopartmamanız dileğiyle....

                         

Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki

 

paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, "Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem

 

acaba?" diye düşünmeye baslamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmis. O, çok kalın ve

 

kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini

 

dusünüyormuş. Yaşlı adam, terzinin yanına yaklaşıp, "Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. istersen paltomu sana verebilirim"

 

deyince, "Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman

 

göstermiş" diye yanıt vermiş terzi. Yaslı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki

 

paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.

 

"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaşlı adam,

 

"Ben terziyim" yanıtını alınca  "Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş

 

bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever

 

yaslı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermis. Bunun karsılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya

 

başlamış. Bu arada yaslı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi

 

çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük

 

dükkanı önce kocaman bir modaevine donusmus, sonra da pek cok ünlü

 

marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye

 

anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş

 

bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine

 

az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaslı adam birden

 

fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağrılarak hastaneye kaldırılmasını

 

sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun sure hastanede

 

yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi

 

daha cok para kazanmak icin oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı

 

adamı ziyarete gidememiş.

 

Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı

 

adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda

 

gitmemeye baslamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala

 

kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaslı adama koşmuş hemen nerede hata

 

yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul

 

etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini

 

istemiş.

 

Ve başlamış anlatmaya:

 

"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun

 

keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu

 

yangın bütün ormanı kül etmis. O çevrede kimse ona güvenip iş

 

vermeyince,çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.

 

Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş.

 

Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül

 

Ona ; "Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin

 

çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp

 

çok para kazanacaksın" demiş.

 

Gercekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye baslamış. Oduncu

 

o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine sarkı söyletiyor ve herkes

 

onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen

 

eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Birgün yine bir gösteriye yetişmek için

 

koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymus oduncu. Bir kedi

 

bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Söyle bir duraklamış ama

 

gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan.

 

Gösteri başladığında ise eseği her zamanki gibi güzel şarkılar

 

söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkartmış.

 

Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor

 

kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış.

 

Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden

 

bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipligini kopartmasaydın..."

 

Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmis terzi, çünkü söyleyecek bir

 

sözü yokmuş... 

 

     İşte böyle ...günümüzde, herşey maddiyat olmuş ne yazık ki, oysa, yaşanası dünyada, dostluk gibi paha biçilemez değerler de var,Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle...

  Bu haber toplam 436 defa okunmuştur.
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
Toplam (1) adet yorum eklenmiştir.
Misafir 28 Oca, 19:48:23
Sağolun.. İbret aldık..
  
Bu yazıyı paylaşın:
 
 
 -
Sil Baştan.... - Mürüvvet ÖZKAN
Sil Baştan....
Sosyal fobi nedir? - Sevilay ZORLU
Sosyal fobi nedir?
Antalya’nın bistro modası - Müjdat GÖKTAŞ
Antalya’nın bistro modası
Antalyaspor’daki sıkıntılar - Şifa ÇİÇEK
Antalyaspor’daki sıkıntılar
Kalkana Kamuflaj ! - Zeynep BOZDAŞ
Kalkana Kamuflaj !
Denktaş unutulmaz - Murat ÇİÇEK
Denktaş unutulmaz
Akaydın ve ‘kamu yönetimi’ öğrencileri.. - Ali TONGÜLÜS
Akaydın ve ‘kamu yönetimi’ öğrencileri..
 
Sizce hangi belediye daha başarılı?

Büyükşehir Belediyesi (496)
Aksu Belediyesi (149)
Döşemealtı Belediyesi (229)
Konyaaltı Belediyesi (109)
Kepez Belediyesi (896)
Muratpaşa Belediyesi (167)

 
 
Türkiye’nin geleceğini çaldılar
Türkiye’nin geleceğini çaldılar
Parti içindeki çalışmaları ve işadamı olmasıyla da tanınan Milliyetçi Harek
Siyasetin olmazsa olmazi ‘Zaman’dir
Siyasetin olmazsa olmazi ‘Zaman
AK Parti Antalya Milletvekili Aday Adayi Mehmet Aydin, neden milletvekili a
Kimse bize ülkücü ol demedi
Kimse bize ülkücü ol demedi
Milliyetçi Hareket Partisi Antalya Milletvekili Aday Adayı İsa Öztürk ile a
 
GERGİNLİK... NEREYE KADAR?.. - 11.07.2011 14:51:55 HUYSUZ KEDİ
GERGİNLİK... NEREYE KADAR?..
SAHİPSİZ MEMLEKETİN BATMASI HAKTIR!.. - 28.03.2011 23:23:45 BAY MUHALEFET
SAHİPSİZ MEMLEKETİN BATMASI HAKTIR!..
Tünektepe’de alkol neden yasak… - 01.06.2011 10:26:52 SOKAKTAKİ ADAM
Tünektepe’de alkol neden yasak…