Ana Sayfam Yap
  Günün Haberleri
  Sitene Ekle
 
Antalya
İstanbul
Ankara
    Son Dakika    Gazete Manşetleri    İletişim    Reklam
 
 
  Üye Girişi Üye Ol
 
GÜNCEL SİYASET KULİS EĞİTİM SAĞLIK TURİZM EKONOMİ KÜLTÜR-SANAT SPOR MAGAZİN RÖPORTAJ
Ana Sayfaya Dön  

Kalkana Kamuflaj !

Zeynep BOZDAŞ 06 Eylül 2011 Salı , 10:35 tarihinde yazdı.

Ahmet Davutoğlu  , BM’nin Mavi Marmara saldırısına ilişkin raporunun basına sızmasıyla  tüm dünyanın gündemine oturan bir açıklama yaptı ve Türkiye-İsrail ilişkilerini kopardı. Türkiye , yaptığı açıklamayla hiçbir Müslüman ülkenin hatta dünyadaki hiçbir ülkenin yapamadığını yapmış, Amerika’nın en iyi dostuna rest çekmiş oldu.

İsrail ordusunun 2010 yılı Mayıs ayı sonunda açık denizde , Mavi Marmara gemisine yaptığı ve 9 Türkün şehit olduğu , çok sayıda aktivistin de yaralandığı saldırı BM’ye intikal etmişti. BM’nin basına sızdırılan Mavi Marmara raporuna göre Gazze’ye yardım götüren konvoyun sivil toplum kuruluşlarına  ait olduğu ancak konvoyun ablukayı aşma girişimiyle sorumsuzca hareket edildiği savunuldu. Mavi Marmara organizatörlerinin gerçek amaç ve nitelikleri hakkında da ciddi şüpheler oluştuğu , İsrail’in gemilere bu denli güç kullanarak saldırma kararı ve bunun öncesinde bir uyarıda bulunulmamasının ‘aşırı ve uygunsuz’ davranış olduğu belirtildi. Ayrıca raporda İsrail’in Gazze ablukası da savunuldu.

İsrail’i haklı çıkaran saçma açıklamalarla dolu raporun basına sızdırılmasının ardından Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu  , beş maddelik bir yaptırım paketi açıkladı.

1-Türk İsrail diplomatik ilişkileri ikinci katip düzeyine indirilecek ve ikinci katip düzeyi üzerindeki tüm görevliler ülkelerine geri dönecekler.

2-Türkiye ile İsrail arasındaki tüm askeri anlaşmalar askıya alındı.

3-Türkiye , Doğu Akdeniz ‘de seyrü-sefer serbestisi için gerekli gördüğü her türlü önlemi alacak.

4-Türkiye, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı tanımıyor ve İsrail’in 31 Mayıs 2010 tarihiyle Gazze’ye yönelik uyguladığı ambargonun uluslar arası Adalet divanında incelenmesini sağlayacak.

5-İsrail saldırısının Türk ve yabancı  mağdurlarının mahkemelerdeki hak arama girişimlerine destek verilecek.

Dünya basınında İsrail’in yalnızlaşması olarak algılanan bu gelişmeler Amerika’nın da hoşuna gitmedi. Bölgedeki en önemli iki müttefikinin savaşın eşiğine gelmesi , Arap devrimlerinin Batının menfaatine dönük olarak kullanılmasını engelleyecek. Türkiye , dini değerlere önem veren ama aynı zamanda gerektiğinde batı ile de ilişki kurabilen bir yönetimle zaten bölge ülkelerindeki halkların sempatisini kazanmış ve benzer yönetim amacı doğrultusunda gerçekleşen devrimlere ortam hazırlamıştı. İsrail ile çıkan kriz sonucunda iktidara gelen yönetimler bölgede Türkiye’yi destekleyecek ve böylece bölge Amerika’nın , İsrail’in etkisinden kurtulmuş olacak.  Ama Türkiye’nin amacı bu değil.

Dokuz Türk vatandaşının uluslar arası katledilmesi bir savaş sebebi iken Türkiye sadece ileride yapılması planlanan üç askeri tatbikat iptal edildi. Büyük elçileri ülkemizde olduğu için kendi ülkemizde toplanan kuruldan kınama kararı çıkmadı. İsrail’i  ‘otorite merkezi’ olarak görenlere destek verildi. Yaralı aktivistleri ülkeye getirtmekle övünüldü. Türk devletinin onuru açık denizde çatır çatır çiğnenirken Türkiye , İsrail’e ‘özür dile’ diye yalvardı. Eğer İsrail özür dileseydi kamuoyunda sahte bir kahramanlık havası yaratılacak ve kapalı kapılar arkasında devam eden görüşmeler açıktan açığa yapılmaya başlanacaktı. Ama Ortadoğu’nun şımarık çocuğu İsrail bunu yapmadı ve Türkiye bu işe son verme ihtiyacı hissetti. Bakın İslami çevreler yapılan açıklamadan sonra Ak partiyi kahraman ilan ettiler ama şunu unutmamalılar ki aynı Ak parti İsrail’in Hamas tarafından kaçırılan askerini kurtarmak için de seferber oldu  ve bölgede Suriye ve İsrail arasında arabuluculuk yaptı. İkinci dünya savaşından sonra bölgeye kontrol merkezi olarak dikilen , Müslümanların baş belası katilleri kollamak dış politika stratejisi şeklinde açıklanamaz.

Ve İsrail’i uluslar arası kuruluşlara şikayet edip adaletli bir sonuç beklemek de oyalanmacadan başka bir şey değildir. Çünkü NATO , BM , CENTO , RCD gibi örgütler ikinci dünya savaşının galiplerini korumak için kurulmuşlardır. Nitekim çıkan karar İsrail’in dolayısıyla da Amerika’nın lehine oldu.

İsrail öldürmeye programlanmış bir ülke. Müslümanları şiddete başvurarak kontrol altına alıp onları sekülerize ediyor tıpkı Amerika gibi. Bu nedenle dünya ülkelerine adalet dağıtmaya yemin etmiş kuruluşlar onları görmezden geliyor.

Füze Kalkanı !

Gazeteci Tamer Korkmaz füze kalkanı projesinin Türkiye üzerinde oluşturacağı etkiyi şöyle anlatıyor ;

‘Bu proje Türkiye’yi sıkıştırmaya ve komşularıyla kurgulanmış çatışmaya ayarlı bir projedir. ABD , Türkiye’yi NATO ile birlikte hareket etmeye zorluyor. İran’la ilişkilerimizin iyi bir noktada olduğu sırada bu pozisyonu tamamen farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor. İran’ın bizi vuracağı gibi varsayımlarla dayalı politikalar yürütülürse şayet ilişkiler bozulur. Bu durum Türkiye’nin bölgesel güç olma yolundaki çabalarını sekteye uğratacaktır.’

Belirsiz tehditlere karşı ABD’nin elini güçlendiren transantlantik ittifak içindeki liderlik rolünü pekiştiren Füze kalkanı projesi yeni bir savaşın habercisi. ABD’nin savunma maliyeti  yüksek rakamları kapsıyor o nedenle bu proje NATO şemsiyesi altında gerçekleştirildi. Böylece ABD, içten gelecek tepkileri engellemiş oldu.

Türkiye’nin füze kalkanı projesine onay vermesinin nedenleri olarak oluşacak dış baskı , devlet çıkarları vs. değil. NATO gibi herhangi bir siyasi yönü olmayan , savunma odaklı bir kuruluş. Türkiye’nin füze kalkanı projesinde gündeme gelmesi ‘sıfır sorun’ projesinden kaynaklanıyor , bu projeye ‘hayır’ denilebilirdi , hiç gündeme getirilmeyebilirdi ancak nükleer faaliyetler yürüten İran , bir tehdit unsuru olarak ortaya konuldu. ABD bölgede İsrail’in korunması için garanti aldı ve istihbarat karşılığında bu projeye onay verildi.

Arap coğrafyasını dini anlamda olduğu kadar jeo-stratejik anlamda da önemli olan Kudüs toprakları , emperyalist devletler açısından sadece Ortadoğu’nun değil Kafkas ve Afrika jeo-politiği açısından da değerlidir. Amerika ve İngiltere tarafından İslam dünyasının ortasına dikilen İsrail , Türkiye’nin kendilerine dönük yaptırımlarıyla bölgede yalnızlaşsa da Türkiye’nin kalbine yerleştirilen füze kalkanı projesiyle Kudüs’teki işgal gücünü arttıracak.Bu , Türkiye açısından büyük bir çelişki değil mi?

Türkiye iç kamuoyunda tepki çekmemek için İsrail’i ‘şimdi’ yok saydı . Eğer tüm dünyaya rest çekebiliyorsa , siyonizme karşıysa neden füze kalkanı projesine onay verdi? Neden bir yandan İsrail’e yaptırımlar açıklanırken diğer yandan İsrail’i koruyacak sistem ülke topraklarına yerleştiriliyor?

Türkiye , İslam dünyasındaki ‘özgürlük’ hareketlerini emperyalizmin etkisinden kurtarıp Ortadoğu’da bir İslam birliği oluşmasında öncülük edebilirdi . Batı,tüm politikalarını Ortadoğu’ya göre şekillendirdiği bir dönemdeyken , küresel kriz nedeniyle hakimiyetleri bitmek üzereyken Türkiye neden bu kadar büyük bir fırsatı değerlendirmiyor?

İslam coğrafyasında yıllardır batıya uşaklık eden diktatörler devriliyor , Türkiye’nin ‘one minute’lerine duyulan sempati , Arap baharının en etkili sebeplerinden. Burada da ‘ılımlı İslam’ devreye giriyor. Bakın İsrail’e Davos’ta ‘dur’ diyen Türkiye , vatandaşlarının katlinden sonra bile ilişkilerini kesmedi ama her nedense Arap dünyasında kahraman ilan edildi. İslam ülkelerinde de diktatörlerden boşalan koltuklara yeni Ak partiler yerleşecek böylece ‘radikalizm’in önü kesilecek.

Türkiye , İsrail’e karşı değil. Sadece füze kalkanı projesine gelecek tepkileri yok etmek için küresel bir oyun oynandı.

 

  Bu haber toplam 2106 defa okunmuştur.
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
Toplam (1) adet yorum eklenmiştir.
Misafir 12 Eki, 15:30:59
YAZIM DİLİNİZ FENA DEĞİL, BİRAZ ÇALIŞILIP ÜZERİNDE DURULURSA İYİ BİR KALEM OLABİLİRSİNİZ. ANCAK ÇOK UZUN YAZILAN YAZI HEM YAZANI HEM OKUYANI SIKAR.YAZILARINIZI BAYAĞI BİR KISALTMALI, CÜMLE DÜŞÜKLÜKLERİNE DE DİKKAT ETMELİSİNİZ...BENCE YAZILARINIZA YORUM ALAMAMANIZIN EN BÜYÜK ETKİSİ DE BUDUR...İYİ ÇALIŞMALAR DİLERİM...
  
Bu yazıyı paylaşın:
 
 
Antalya’nın markasını ulusala taşıdık - Mevlüt YENİ
Antalya’nın markasını ulusala taşıdık
Evcilmen yaptırımı mı!.. - Vedat GÜRHAN
Evcilmen yaptırımı mı!..
Kendimize dost muyuz? - Mehmet Ali DİM
Kendimize dost muyuz?
Kalkana Kamuflaj ! - Zeynep BOZDAŞ
Kalkana Kamuflaj !
Denktaş unutulmaz - Murat ÇİÇEK
Denktaş unutulmaz
Gebelikte beslenme ve kilo - Şerife Şeniz Süpürtülü
Gebelikte beslenme ve kilo
Akaydın ve ‘kamu yönetimi’ öğrencileri.. - Ali TONGÜLÜS
Akaydın ve ‘kamu yönetimi’ öğrencileri..
Boşuna uğraşmayın! - Ahmet DÖKDÖK
Boşuna uğraşmayın!
 
Sizce hangi belediye daha başarılı?

Büyükşehir Belediyesi (496)
Aksu Belediyesi (149)
Döşemealtı Belediyesi (229)
Konyaaltı Belediyesi (109)
Kepez Belediyesi (896)
Muratpaşa Belediyesi (167)

 
 
Türkiye’nin geleceğini çaldılar
Türkiye’nin geleceğini çaldılar
Parti içindeki çalışmaları ve işadamı olmasıyla da tanınan Milliyetçi Harek
Siyasetin olmazsa olmazi ‘Zaman’dir
Siyasetin olmazsa olmazi ‘Zaman
AK Parti Antalya Milletvekili Aday Adayi Mehmet Aydin, neden milletvekili a
Kimse bize ülkücü ol demedi
Kimse bize ülkücü ol demedi
Milliyetçi Hareket Partisi Antalya Milletvekili Aday Adayı İsa Öztürk ile a
 
Tünektepe’de alkol neden yasak… - 01.06.2011 10:26:52 SOKAKTAKİ ADAM
Tünektepe’de alkol neden yasak…
SAHİPSİZ MEMLEKETİN BATMASI HAKTIR!.. - 28.03.2011 23:23:45 BAY MUHALEFET
SAHİPSİZ MEMLEKETİN BATMASI HAKTIR!..
GERGİNLİK... NEREYE KADAR?.. - 11.07.2011 14:51:55 HUYSUZ KEDİ
GERGİNLİK... NEREYE KADAR?..