29 Mart seçimlerinden beri turizmin başkenti olduğu söylenen Antalya'yı şöyle bir gözden geçireyim istedim.
Bu konu ile ilgili pek çok yazı yazıldı, lakin beni bu irdedelemeye iten olay geçen salı meydana gelen ölümlü bir trafik kazası..
Adı Mukaddes Bayrak, 3 çocuk annesi sade bir vatandaş..
Kazadan sonra savcının gelmesi için 2.5 saate yakın bir süre üzeri örtülü şekilde çevredeki insanların ve yakınlarının gözü önünde yatıyor.
Böyle bir manzarayı hangi insan kaldırabilir soruyorum size?
Ertesi gün merhumenin cenaze namazı kılınıyor, kalabalık bir cemaatle dualarla son yolculuğuna uğurlanıyor.
Gözlerim namaz boyunca Minibüscüler Odası'ndan herhangi birisini arıyor, ama beyhude..
Ölen kadın Çiçekçiler Odası Başkanı Alim Uysal'ın ablası!!
Sizlere sesleniyorum ey kalbi ve vicdanı dumura uğramış Minibüs Odası yetkilileri!
Bir aracınızın sebep olduğu bu kazada ölen sade bir vatandaşın cenazesini hadi diyelim ki es geçtiniz, sizin gibi odacı olan bir arkadaşınızın cenazesine de katılamayacak kadar mı vicdanınız körleşti?
Yoksa sizin minibüslerinize bir daha binemeyecek ve size para kazandıramayacak olması mı size cazip geldi?
Fakat bu suç sadece sizin değil.
Sizden oy alıp belediye başkanı olabilmek için sizleri şımartan siyasetçilerde.
Menderes Türel'in memleketin başına bu araçları bela etmesinden sonra sadece ve sadece seçim alabilme adına her istekleri yerine getiren Mustafa Akaydın ve Yıldıray Sapan...
Sizlerin de mi vicdanlarınız köreldi?
Trafiğe çıkma yeterlilikleri olmadığı mahkemece ilan bu araçları Antalya caddelerinde at koşturtan zihniyet daha kaç kişi öldükten sonra mahkeme kararını uygulayacak?
Minibüsleri ve otobüsleri birleştirme adına aba altından sopa gösterip zaten keşmekeş halde olan Antalya trafiğine 40 otobüs daha sokup bu canavarları artık tutulamaz hale sokan zihniyet acaba rahat uyuyabiliyor mu?
İnsanları insan siluetinde değil oy pusulası şeklinde gören siyasetçiler, insanları insan olarak değil para kasası olarak gören caniler..
İmam, cenaze namazından sonra sorar haklarınızı helal ediyormusunuz diye..
Hadi siz hakkınızı helal ettiniz diyelim, peki ya musalla taşında yatan o kadın?
Sizce size hakkını helal etmiş midir?
Daha beyaz gelinliğini giydiremediği kızları, gözü yaşlı yakınları, her hafta bakmaya gittiği hiç bir şeyden habersiz yatan felçli annesi...
Haklarını helal ederler mi sizlere?
Eğer ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz...
Fakat sizin gözlerinizde yaş yerine, koltuk hırsı, oy hırsı ve para hırsı olduğu için ağlamayı hatırlarmısınız bilmem.
Ateş düştüğü yeri yakar, giden gitti..
Bundan sonra başka ocaklar yanmasın, bir şeyinde farkına varın..
Ateş yakacak yer kalmayınca bir gün sizin ocağınıza da uğrayacak bilesiniz..
Musalla taşında yatanın Mukaddes Bayrak değilde, Mukaddes GÖNENÇ, Mukaddes AKMAN veya Mukaddes AKAYDIN olduğunu düşünün.
Düşünün ki insan olduğunuzu hatırlayın!!!
Bu memleketin de sahipsiz olduğunu unutmayın... |