Bizim atasözlerini al yaşamın içinde hangi noktaya koyarsan koy. O kadar güzel o kadar anlamlı ki, her biri tecrübe ve yaşamdan kesitlerle dolu. İletişim çağında küskünlüklere, ulaşılmazlıklara bir türlü anlam veremiyorum. Küsülme nedenini öğrendiğinde gülüp geçiyorsun. Çünkü fındıkkabuğunu doldurmadığını görüyorsun.
Hani önyargılarımız var ya. Galiba ondan olsa gerek. Bir şeyler elinizi kolunuzu bağlar. Bir telefon ya da bir hamle yapamazsınız. Çünkü benliğiniz bilinçaltındaki önyargılara yenilmiştir. Sahip olma duygunuz hazımsızlık boyutuna ulaşmıştır. Hani bir atasözümüz vardır ya... ‘Dağ dağa küsmüş, dağın haberi olmamış’ bir başka deyişle ‘Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış’ diye.
Her ikisinde de iletişimsizliğe çok güzel bir örnek değil mi? Kimi dargınlıklar istenilen etkiyi yapmaz. Darılan kişi darıldığı ile kalır. Kimi dargınlıklar etki yapmasa bile dosttan geldiği için biraz burukluk biraz kırgınlık oluşturur. Bu dargınlıktan senin haberin yoksa önemi konusunda da bir anlam ifade etmez. Bu gibi durumlarda üzülmemeli, aksine karşındakini tanıma fırsatı verdiği için bunu iyi değerlendirmeli.
Sonrada şöyle bir savunmayla karşılaşmanız içten bile değil. ‘Gönül sevdiğine küsermiş’ ya.. Ama o gönül bir türlü size ulaşmayı akıl edemez mi? O gönül sevdiğine en son kırılması gerektiğini bilmez mi? O gönül bence gönülsüz bir gönül. Hayat tüm zorluklara, acımasızlığa, kırgınlığa ve hatta ikiyüzlülüğe rağmen çok güzel…
Birde dün güneşin ısıtası yüzünü gördüm ya. Değme keyfime. Değil sen, kimse üzemeyecek, kıramayacak bu gönlü. Mutluluğu, pozitifliğimi alamayacak. Almaya da müsaade etmeyeceğim.
Sitem ve nazlanışımız kişiden kişiye anlam kazanır…
SABAH AKDENİZ’DEN ALINMIŞTIR |